Ben Buğra. İstanbul Teknik Üniversitesinde öğrenciyim. Hobilerim arasında spor yapmak ve çoğunlukla bu sporları izlemek var. Ayrıca gezmeyi de çok seviyorum. Lisedeyken birkaç tane Avrupa ile öğrenci değişimi yapılan programa katılmıştım. Bu programlar vesilesiyle Macaristan ve Slovakya’yı gezme fırsatım oldu. Ardından bu tecrübeler bana daha çok yeni yer görme isteği kazandırdı. Daha sonrasında üniversiteyi kazandım. Tabiki ilk işim Erasmus gibi programları araştırmak oldu. Hazırlık öğrencisiyken kampüsümüzde bir yurtdışı eğitim semineri yapılacağını duydum. Hemen tarihini öğrenip beklemeye başladım. Orada öğrendim ‘Work and Travel’ adlı programı. Tabikide Ozman’dan J. Tolga abi orada bütün programı çok güzel anlattı. Seminer sonrası Ozman masasına gidip daha çok bilgi aldım. Çok iyi ve sevecen bir dille anlattılar sağolsunlar. Ardından daha detaylı konuşmak için ofise davet edildim. Kafama yatmıştı bu program. Annem ve babamdan da bu program için beni desteklediklerini duyduğum anda koşarak ofise gittim. Başvuru işlemlerini başlattık. İş seçme konusuna gelince yaklaşık 9 sene profesyonel olarak yüzücü olduğumu ve bu yeteneğimi kullanabileceğim bir iş üzerinde çalışmak istediğimi söyledim. Kendileri Cankurtaranlık yapabileceğimi söylediler. Benim de hoşuma gitmişti. Ertesi hafta sonu bir pizza partisi olduğunu ve daha önceden bu işi yapmış olan eski öğrencilerini çağıracaklarını, onların da tecrübelerinden yararlanabileceğimi söylediler. Orada aklımda kalan soruları 3 sene bu işi yapmış bir arkadaşa sordum. Sonra heyecanlı bekleyiş başladı. Vize alımı, internet üzerinden iş görüşmesi fasılları hızlı bir şekilde geçti.

15 Haziran günü sabah 6 da İstanbul Atatürk Havalimanından bindim. Ertesi gün Washington Dulles International Airport’taydım. Hemen çıkışta çalışacağım şirketten bir eleman beni bekliyordu. Onunla birlikte Baltimore’daki bir cankurtaran evine gittik. Kendisi bana Süpervizörümün beni buradan alacağını ve çalışacağım bölgedeki bir eve götüreceğini söyledi. Kendisine teşekkür edip vedalaştık. Ardından ufak bir hatırlatma eğitimi aldım. Ertesi gün uzun bir yolculuk yaptığım için dinlenmemi söylediler. Fakat ben arkadaşımın havuzuna onunla birlikte gidip bire bir olarak tekrar hatırlatma yaptım kendime. Akşamına bir Amerikan numarası aldım ve telefonumu aktif ettim. Sonraki gün bir menajerin gelip beni evden alacağı söylendi. Benim ilk iş günüm olacağı için bana bazı hatırlatmalar yapacaklarını söylediler. Fakat bilmiyorlardı ki ben hazır ve nazır halde sabırsızlıkla işime başlamayı bekliyordum. Beni alan menajer kendisi ile yol boyu konuştuktan sonra İngilizcemin diğerlerine göre iyi olduğunu ve bundan dolayı benimle çalışmaktan çok mutlu olacağını ilk günden söyledi. Gururum okşanmıştı sanki J. Güne pozitif başladım. Gittiğim havuz 3 cankurtaranlık bir havuzdu. Bu işleri daha kolay yapardı. Çünkü bir görev dağılımı oluyordu. Havuzumda bir tane 3 yıllık cankurtaran vardı ve kendisi havuzun pompalarıyla ilgileniyordu genelde. Ben ve diğer arkadaş , bu arada bu arkadaş da Türk’tü, havuzda insanları izlemeye ve diğer görevleri daha çok yapıyorduk. Yaz benim için böyle başladı ve güzel devam etti.

Süpervizörüm Slovak’tı. Ben de daha önceden onun ülkesini ziyaret ettiğim için hemen ısınmıştık birbirimize ve iyi anlaşıyorduk. Çalışırken neler yapmam gerektiğini falan güzelce anlattı bana. Onun dışında Slovakya hakkında bildiklerimi anlatıyordum ve onların üzerine konuşuyorduk. Çalışırken bir sürü değişik karakterde insanla tanışacağımı söylemişti. Öyle de oldu. Amerikalı insanlar çok cana yakındılar. Tanımadıkları halde her gördükleriyle selamlaşıp nasıl gidiyor iyi misin gibi sorular soruyorlardı. Bu çok güzel bir his bence. Havuzumda bir çok yaşlı insan vardı. Kendileriyle bir çok konu üzerinde saatlerce konuşuyordum. Arabalar, siyaset, spor, teknoloji ve daha bir çok başlık… Hatta aramızın çok iyi olduğu Barry adında bir avukat vardı. Kendisi 2017 yazının flaş boks maçı olan McGregor-MayWeather maçını beraber izlememiz için evine davet etmişti. Ayrıca çoğu zaman öğle yemeği ısmarlıyordu bize. Bir de Mr. Robber olarak seslendiğimiz bir yaşlı daha vardı. Çoğu zaman bize kahvaltı getiriyordu. Bizim havuza çok erken geldiğimizi söyleyip kahvaltı yapamadığımızı düşünüyormuş ve bu nedenle bize kahvaltılık birkaç parça kek ve biraz içecek getiriyordu. Bana birkaç uyarılarda bulunmuştu. İyi insanlar olduğu gibi kötü insanlar da var diye. İçine mi doğdu bilmiyorum fakat ertesi hafta etrafta ırkçı olarak bilinen bir kadının iş sırasında aldığım bir molada telefon kullandığımı görüp fotoğrafımı çektiğini ve bunu havuz menajerime attığını, beni şikayet ettiğini öğrendim. Menajerime durumu açıkladım ve kendisinin de beni desteklediğini mola aldığım zaman istediğimi yapabileceğimi söyledi. Uyarı almaktan yırtmıştım J uyarı demek sezon sonunda alacağım iş bonusunu kaybetmeme demek oluyor. Bu problemi de bir şekilde atlattım. İlk maaşımızı aldıktan sonra Sosyal Güvenlik numarası almaya gittim. Ardından Bank of America’da kendime bir banka hesabı açtırdım. 3-4 güne kalmadan kartlarım geldi. Şunun da farkındaydım: bir sıkıntı olursa tek başımaydım. Her fırsatta annemi veya babamı veya Ozman’ı arayamazdım. Önce kendim halletmeye çalışıyordum, eğer çözemezsem Amerika’daki sponsorum olan Wise Foundation’a mail atıyordum. Şükür ki bütün sorunlarımı kendim hallettim. Bunun özgüven duygumu geliştirdiğini düşünüyorum. Gel zaman git zaman, bazen eğlenceli bazen sıkıcı bir çalışma dönemi geçirdim. Sezon bitince gezme vaktim başlayacaktı. Planlarımı Amerika’ya beraber gelmiş olduğum Erdem arkadaşımla yapmıştık ayrıca Amerika’da beraber aynı evde kaldığım Umutcan ve Barış da bize katılmak istediler. Daha doğrusu ben onlara teklif ettim bu işi. Sonra bir arkadaşımız daha bize katıldı. İsmi Yiğit, Amerika’nın bana kazandırdığı adam gibi adam bir arkadaş. Araba kiralayıp Washington, Philadelphia, Ocean City, New York, Newport(Rhode Island), Boston gibi şehirleri gezdik. Toplamda 7 eyalet gezip yaklaşık 2000 mil yol yaptık. Aşağı yukarı 3200 km yol demek. Çok eğlendik 5 kişi yoldayken. Unutamayacağım bir yaz oldu. Hatta bir kere daha yapmayı düşünüyorum son senemde. Bu muhteşem yaz için acentam Ozman’a, Amerika’daki iş arkadaşlarıma, aileme, kısacası emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.

Yazdıklarımı birkaç cümleyle özetleyecek olursam: Mükemmel dostluklar kazandım. Muhteşem bir yaz geçirdim. Kariyerime etkisi olacak en eğlenceli işi yaptığımı düşünüyorum.

Buğra SAYANOĞLU